Bakan Albayrak’tan ABD’de çarpıcı sözler

Bakan Albayrak’tan ABD’de çarpıcı sözler

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, ABD’de görüşülen konulara ilişkin açıklama yaptı.

Bakan Albayrak, ABD’deki görüşmelerine ilişkin olarak “Türkiye’nin ortaya koyduğu performansa bakıldığında gayet başarılı bir süreç oldu.” dedi.

BAKAN ALBAYRAK’IN AÇIKLAMALARI ŞÖYLE:

Birçok fonla ve yatırımcıyla görüşmemiz oldu. Bu yatırımcı ziyaretimizin bugüne kadarkiler içerisinde en başarılısı olduğunu düşünüyorum. Her bir yatırımcı toplantısındaki geri dönüşlere baktığımızda 6-7 aylık performansın etkisiyle büyük bir takdir görerek görüşmelere başladık. 7 ay önce Türkiye ekonomisi 3 büyük meydan okumayla karşı karşıya kaldı.

TÜRKİYE’NİN ORTAYA KOYDUĞU PERFORMANSA BAKILDIĞINDA GAYET BAŞARILI BİR SÜREÇ OLDU

Gerek yıl sonu gerek ilk çeyrekteki iyileşmelere, Türkiye’nin ortaya koyduğu performansa bakıldığında gayet başarılı bir süreç oldu. Bugüne kadarki en yoğun katılımlı JP Morgan yatırımcı konferansı oldu. Birçok soruya cevap verdik. Bunun yanında, sorulmayıp da birçok insanın aklında olan sorulara da yanıt verdiğimiz etkin bir JP Morgan yatırımcı toplantısı oldu. Açıkçası Türkiye yeni ekonomi programı döneminde büyük meydan okumalardan başarıyla çıktığı bir performans ortaya koyuyor. Türkiye’nin küresel ekosistemde maruz kaldığı medyatik algı süreçleri bugünün meselesi değil. 2013 mayıs ayından itibaren başlayan ama siyasi ama ekonomik ama bölgesel ama konjonktürel…

TÜRKİYE HEDEFLERİNE ADIM ADIM İLERLİYOR

Biz bu süreçlerden önemli dersler çıkarıp kırılganlıkları elemine ederek, güçlü bir performans ortaya koymak zorundayız. Ben o açıdan çok rahat hissediyorum. Türkiye adım adım hedeflerine ilerliyor. Her zaman Türkiye dostu, destekçisi kişiler ve kurumlar olduğu gibi Türkiye karşıtı olanlar da var. Türkiye’yi sevenler olduğu kadar ve rahatsız olanlar da olacak. Türkiye, bilgi kirliliği ve dezenformasyona karşı tıkır tıkır işleyen bir sistemin oluşturulmasına doğru ilerliyor.

SEÇİMSİZ BİR DÖNEME GİRİYORUZ

Seçimsiz bir döneme giriyoruz. Türkiye ekonomisinin direnç kapasitesinin daha da geliştiği bir döneme giriyoruz. Bu noktada baktığınızda Türkiye yerli ve yabancı, Türkiye’ye inanan güvenen tüm paydaşlarının menfaatini korumakla görevli. Türkiye’ye yatırım yapanların daha da mutlu olduğu bir ortam oluşturmaya devam edeceğiz.

KAMU BANKALARI VE SORUNLU KREDİ FONLARI

İkrazen DİBS dediğimiz bir kağıdımız var. Borç artıyor deniyor. Bu net borç stokunu artıran değil, hazine garantisi olduğu için sermaye yeterliliklerini düzelten bir kaynak. Devlet batıkları yükleniyor deniyor. Burada batıklarla alakalı bir durum söz konusu değil. Devlet batık alıyor diye bir şey söz konusu değil.

Bankalar Birliği koordinasyonunda ilişkili bankaların birleşerek oluşturdukları iki fon. Biri gayrimenkul diğeri enerji. 2008 döneminde de farklı ülkelerde uygulanmış. Bilançolardan bu riskli varlıkların farklı yapıya taşınarak bilançoların sadeleştirilmesi meselesi bu.  Yeni yapıda bu çerçevede yabancı yerli fonlar ki, bu ay ikisiyle ilgili adımlar açıklanacak, iştirak edebilecek. Kamu borçları alacak, silecek diye bir şey söz konusu değil.

Son 3 aydır Türkiye tarihinde görülmediği kadar finansal bilgi kirliliği dönemi yaşadık. Doğru bilgiye erişip yorumlama noktasında da dikkatli olmamız lazım. Çünkü finansal bilgilendirme çok önemli.

BDDK olası şoklara karşı bankalarla sermayelerini güçlendirme konusunda iletişime geçti. Türkiye’de kredi pazarının yüzde 85’ine hakim olan 7 büyük bankanın bilançosuna baktığımızda sermaye artışlarıyla ilgili süreçler başladı ve malum ikisi sermaye artışlarıyla ilgili adımları tamamladılar.

Yanlış bilinen doğrular var bu süreçle ilgili de. “Gaza basılmaya başlandı, krediler büyüyor.”

Kimse şunu demiyor. Son çeyrekte piyasadan çektiğiniz likiditeye karşın, beklemeye geçince, zarar yazmaya başlıyor demiyor.

İşin doğru tarafından bakmamız lazım. Onun içindir ki son bir kaç aya baktığımızda kredi büyümelerinde kamu bankalarının da özel bankaların da içinde olduğu bir hareketlenmenin yaşandığı bir süreç var.

Bunda bir çok şeyin etkisi var. Özellikle istihdamın, sanayi üretiminin, güven endekslerinin toparlanmaya başlaması, piyasaların toparlanması etkili.

BÜTÇE

76 milyar TL tasarrufun 44’ü şu ana kadar teminat altına alındı. 32’si de uygulayacaklarımızla devam edecek.

İlk çeyrek en zor çeyrek olarak geçti. İktisadi faaliyet yavaşladı, vergi geliri azaldı, büyüme düştü. Özellikle ikinci çeyrekten sonra, ikinci yarı yılda vergi teşviklerinin nihayete ermesi, seçim belirsizliğinden kaynaklanan piyasadaki durgunluğun, tüketimde ötelenmenin normalleşmesi ile farklı bir döneme gireceğiz.

Biz geçtiğimiz yıl 5 ay kala bir bütçeyi tutturma noktasında çok daha zor bir dönemle karşı karşıya kaldık. Ve o dönemde bütçeyi tutturduk. Önümüzde daha 9 ay var.

Ak parti iktidarlarının tamamı bütçe performansı açısından bugüne kadar başarılı bir sınav vermiştir. Burada sorunumuz yok. 16 yıllık performansta, Maastricht kriterlerini tutturulamadığı tek yıl 2009 yılıdır.

Enflasyonda elimiz rahat. Yılı kuvvetle muhtemel 2019 hedefinin altında kapatacağız. Bu da bize farklı bir alan açıyor. Rahatlık oluşturuyor. Bu noktada enflasyonun dizginlenmesiyle alakalı politikalardan da taviz vermeyeceğiz.

Ama henüz daha birinci çeyrek geçmeden, bu yılın tamamıyla ilgili eleştiri getirmek doğru değil. Bu yılın ikinci yarısında gelir projeksiyonları bizim için daha pozitif bir performans oluşturacak. Hedeflerin tutturulmasıyla ilgili atılması gereken ne adım varsa atarız. Çünkü önümüzde seçim yok.

İSTANBUL SEÇİMİNİ SORDULAR MI?

Hayır… Resmi görüşmelerimin hiçbirinde böyle bir soruya muhatap olmadım. Sadece yoğun katılımlı toplantıların içinde birkaç yatırımcı İstanbul seçimleriyle ilgili soru sorduğuna şahit oldum.

Bu seçim sonuçları 8 ay önce gerçekleşen genel seçimlerden sonra yüzde 52 oyla Cumhur İttifakı’na olan güveni gösterdi. AK Parti de yaklaşık yüzde 45 oy alarak birinci oldu. Cumhurbaşkanlığı sistemi açısından güçlü bir destek ve onay aldık.

Yatırımcılar 4.5 yıllık seçimsiz dönem olduğuna vurgu yaptılar ve bunu onlar dile getirdiler. Seçimsiz dönemde daha fazla adım atabileceğimizi inanıyorlar.

TEKRAR SEÇİM OLURSA…

Piyasalar açısından ben bir fark getireceğini düşünmüyorum. Sonuçların her koşulda satın alındığını düşünüyorum. Küresel anlamda oluşacak dalgalanmaların hiçbirinin İstanbul seçimleriyle alakalı olduğunu düşünmüyorum. Algıya kapılmamak lazım. Ne deniyor? İstanbul seçimlerinden dolayı insanlar kaygılı ve dolar alıyor.

Seçimlerden sonraki iki haftada şirketler ve bireyler yaklaşık 2 milyar dolara yakın döviz bozdurmuş, 1 nisan pazartesinden 12 nisana kadar…

Bakmayın siz birilerinin gündemde kalmak için her gün suni gündem oluşturmaya çalışmalarına. Biz işimize bakacağız. İstanbul seçimleri ne olursa olsun piyasa tarafından satın alındı. Öyle de olsa böyle de olsa… Suni gündem oluşturulmaya çalışılıyor. Kazanırsa verilmeyecek mi deniliyor. Ankara’yı kim kazandı? Verilmedi mi? Allah aşkına… Dünya kimsenin kendi etrafında dönmüyor.

SWAP…

Kimse o gün sürecin resmine vakıf olmadan gerçek dışı yorumlar yapılıyor. Ne denildi? “Türkiye’de swap piyasasında yabancılara limit getirildi” denildi. Ne oldu o hafta?

Türkiye Cumhuriyeti kurumlarının hiçbirisi Londra swap limitleriyle ilgili bir düzenleme yapmadı. Ağustosta BDDK’nın yaptığı yüzde 25 sınırlaması vardı. O değişmedi. Merkez Bankası ise yurtiçindeki bankaların kendisiyle olan swap limitleriyle ilgili bir düzenleme yaptı ve haftalık ihaleleri durdurdu.  “Türkiye para vermiyor” sözleri gerçek dışıydı. Bilakis Türk bankalarının yurtdışına sadece pazartesi günü bile 8 milyar TL bir likidite verdiğini görüyoruz. O gün piyasada elinde TL olmadan işlem yapan bazı kurumların açığa satışlarından kaynaklı bir süreç yaşandı.

Türkiye’deki kurumların hiçbirisi serbest piyasa kuralları dışında işlem yapmadı. Seçime 4 gün kala 27 Mart çarşamba gününe opsiyon piyasasında yaklaşık 11 milyar dolarlık işlem hacminde, 6.5 dolar/tl kuruna pozisyon alınmış. Türkiye Cumhuriyeti sadece vatandaşlarının değil, ülkemizdeki yabancı yatırımcıların da yatırımlarını korumak için gereğini yapar. Burası muz cumhuriyeti değil…

KIDEM TAZMİNATI

Kıdem tazminatı sorunlu bir alan… İşçi mutsuz, işveren mutsuz, sendika mutsuz… Öyle bir sistem yapacağız ki tüm paydaşların kazanacağı bir sistem olacak. En son 2016’da konuştuğumuz zaman Türkiye’de sendikalı çalışanların bile büyük kısmı kıdem tazminatından mağdurdu. Herkesin mutsuz olduğu bir sistem. 

Çalışma bakanımızın koordinasyonunda bu süreç yürütülecek. Henüz daha bu süreç başlamadı. Öyle bir formül üreteceğiz ki paydaşların bugünkünden çok daha mutlu olduğu bir tablo ile karşı karşıya kalacağız. Kimsenin kuruşuna devletin el koyduğu yok. Tam tersine mağduriyetlerin giderilmesi esas amaç. Eğer verilen mesajlar doğru okunabilirse burada altını çizmeye çalıştığımız kıdem tazminatı konusu -ki benim o gün sunumda ifade ettiğim- tüm tarafların mutabakatıyla süreç yürüyecek. Detayları konuşacağız adım adım şeffaf şekilde paydaşlarla…